2 Kasım 2006 Perşembe

RİM

Aradan yıllar da geçse
Aynı düşü görmeyi sürdürür
İnançla
kutup yıldızı

Aynı inançla bütün günebakanlar
Bilirler ki
bizim güneşimizle saklanır
Yıldızların şehvet dolu geceleri

Islak dudaklı bir kadının
Karda bıraktığı sıcacık ayak izlerini
Bir kunduz
düşlerinde saklayabilir
Ancak

2 Ekim 2006 Pazartesi

aslı...






Yalnızım bu akşam yine koynunda
Ha kucağındayım
Ha Sarayburnu’nda
intihar mektubu yazmaktayım
kaçarak aynalardan
Boynumda “başım” diye fazladan bir ağır taş
Soluduğumsa daima bıçak sırtı rüzgârı
Lâkin heyecansız, yavaş

...astarı






I.

Karbeyaz kanım akmış, uyanmışım
Bir dost yüzüne hasret
“Dün” ağarmış penceremde
-güneşe öyle uzağım-
gördüğüm:
Kıvrım kıvrım, dağlar aşan yolum var
Doğrultamadığım belim
İnce değil kırılganım dostuma
hiç yoklardan
Zarâfetim günah yükü
Samur kürk olsa giyilmez;
Kabahatim sevmek seni
Büyükdeniz’e soyunurken düşürmüşüm
İç cebimden cesareti
Sarıldığım yılan olmuş dolandığım pervâne
Çektiğim, forsa esâreti..



II.

Karbeyaz yitik sevdâm var
Sana bundan sarılmışım:
Boynun kuğu aklığı diye
Bana yasaklığın niye
Ki dökülmüş karbeyazım görmüşüm,
-kanımmış-
Yalan aydınlıklara uyandığımda
Bakmışım genç gözlerimin eski şuâlarıyla
Yaşlı güneşlerin taze ışıklarında
Karbeyazım
-alınyazımmış-
gözüm’almış
Kamaşmış, küsülü kalmışım.

26 Eylül 2006 Salı

çaresi yok; "kış" geliyor! yine kalacak eşya, her şeye rağmen beyaz bir şefkat örtüsünün altında "saklı"...

KIRGIN

Bitiverdi başlayamamış sevdân
Seherde güneşe küstün be çocuk!
Hakikat olmamak suçuyla, rüyan
İlk darağacına astın be çocuk!

Sanki cesâretin bunca büyük mü?
Yalnız vuran yürek sînede yük mü?
İflâh olmaz diye verip de hükmü
Yaraya, yine tuz bastın be çocuk!

İçine ağ ören bir örümcektin
Sonunu bildiğin bu derdi çektin
Madem ki ne olup ne ölecektin
Ne idi gönlüne kastın be çocuk!

Attığın nazarla, küskün dünyandan
Akis bulamadın kayıp aynandan
Kendin tad almadın kendi mayandan
Kim olurdu senin mestin be çocuk!

Nergis iken düştün çağlayan suya
Közlenmeden yandın kül olasıya
Sabah melteminde üşürdün; niye
Fırtına olup da estin be çocuk!

Ölene, dirilmek öteye kalmış
Ardından ağlanmak niteye kalmış
Bıraktığını kim yerinde bulmuş?
Dönüş yollarını kestin be çocuk!

haziran 2000 / istanbul