2 Ekim 2006 Pazartesi

aslı...






Yalnızım bu akşam yine koynunda
Ha kucağındayım
Ha Sarayburnu’nda
intihar mektubu yazmaktayım
kaçarak aynalardan
Boynumda “başım” diye fazladan bir ağır taş
Soluduğumsa daima bıçak sırtı rüzgârı
Lâkin heyecansız, yavaş

...astarı






I.

Karbeyaz kanım akmış, uyanmışım
Bir dost yüzüne hasret
“Dün” ağarmış penceremde
-güneşe öyle uzağım-
gördüğüm:
Kıvrım kıvrım, dağlar aşan yolum var
Doğrultamadığım belim
İnce değil kırılganım dostuma
hiç yoklardan
Zarâfetim günah yükü
Samur kürk olsa giyilmez;
Kabahatim sevmek seni
Büyükdeniz’e soyunurken düşürmüşüm
İç cebimden cesareti
Sarıldığım yılan olmuş dolandığım pervâne
Çektiğim, forsa esâreti..



II.

Karbeyaz yitik sevdâm var
Sana bundan sarılmışım:
Boynun kuğu aklığı diye
Bana yasaklığın niye
Ki dökülmüş karbeyazım görmüşüm,
-kanımmış-
Yalan aydınlıklara uyandığımda
Bakmışım genç gözlerimin eski şuâlarıyla
Yaşlı güneşlerin taze ışıklarında
Karbeyazım
-alınyazımmış-
gözüm’almış
Kamaşmış, küsülü kalmışım.