I.Karbeyaz kanım akmış, uyanmışım
Bir dost yüzüne hasret
“Dün” ağarmış penceremde
-güneşe öyle uzağım-
gördüğüm:
Kıvrım kıvrım, dağlar aşan yolum var
Doğrultamadığım belim
İnce değil kırılganım dostuma
hiç yoklardan
Zarâfetim günah yükü
Samur kürk olsa giyilmez;
Kabahatim sevmek seni
Büyükdeniz’e soyunurken düşürmüşüm
İç cebimden cesareti
Sarıldığım yılan olmuş dolandığım pervâne
Çektiğim, forsa esâreti..
II.Karbeyaz yitik sevdâm var
Sana bundan sarılmışım:
Boynun kuğu aklığı diye
Bana yasaklığın niye
Ki dökülmüş karbeyazım görmüşüm,
-kanımmış-
Yalan aydınlıklara uyandığımda
Bakmışım genç gözlerimin eski şuâlarıyla
Yaşlı güneşlerin taze ışıklarında
Karbeyazım
-alınyazımmış-
gözüm’almış
Kamaşmış, küsülü kalmışım.